|
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
|
 |
 |
 |
Bu kitabın bize, okulumuza kazandıracağı bir onur varsa, bunun tamamı öğrencilerime aittir. Çünkü büyüklerinin daha bu kuşluk vaktine kadar kargıları ellerinde “eski kelime, yeni sözcük; kullanırsın, kullanamazsın” savaşı verdikleri günlerde onlar, insanın hayal gücünü iflas ettiren, akla ziyan öyküler yazıyorlardı.
Karların İlk Aşkı adlı kısa öyküyü Türkçe Öğretmenimiz Ahmet Çapar masama bıraktığı ilk gün dışarıda yağan kar taneciklerine dalıp gitti gözlerim. O minicik öyküyü okur okumaz kafamda ne şimşekler çaktı, ruhumda ne fırtınalar koptu, ben bilirim. Ama bunu, bir öğrencimin yazmış olabileceğine inanamadım önce. Uzun uzun araştırdım. Öğrencimle konuştum. Odamda onu imtihan ettim: “Anneanne, torun, kar ve dağ köyü…” “Bu üç, dört sözcükten bana bir öykü kurgula ve hemen burada yaz kızım!” dedim. Yirmi dakika sonra sevgili öğrencimin önünde mahcup, eğilmek zorunda kaldım. Bu yöntemi bütün öğrencilerime uyguladım. Sonuç benim için hep hüsran, hep özür dilemek oldu. Okulumuzda, burnumuzun dibinde “geleceğin” filan değil, bugünün büyük öykü yazarları vardı ve biz bunun farkında değildik. Hemen “Öğretmenler Kurulunu” toplayarak arkadaşlarıma; “öğrencilerimizin yazacağı özgün öykülerden, denemelerden oluşacak bir kitap yayımlayacağımızı, hatta öğretmenlerimizin de birer öykü yazmalarının çok şık olacağını duyurdum. Öğretmenle-rimizden değil ama, öğrencilerimden üç dört ay gibi kısa bir süre içinde iki yüze yakın öykü ve deneme yığılmıştı masamın üzerine. Türkçe Öğretmenimiz ile birlikte tek tek okuduk. Birçoğuna “kitaba girsin, girmesin” şeklinde Molla Kasımlık da yapmadık değil. Yazım, noktalama ve kurgu hatalarını düzeltip düzeltmeme konusunda da tereddüt ettik. Pek çok öğrencinin okuyacağı bir kitabın çok ciddi yazım, noktalama ve kurgu hataları içermesinin bir hata olacağı kanısına vararak bazı düzeltmeler yaptık. Fakat her hatayı da düzeltmenin gereği olmadığını ve öğrencilerimizin kendi hatalarını kendilerinin de nasıl olsa ileride göreceklerini düşünerek öylece bıraktıklarımız da oldu.
Meslek hayatımda, bu çalışmanın öğrettiği en büyük şey; bana “işte eğitim bu!..” dedirtmiş olmasıdır. Çünkü edebiyat çalışmasına katılan bütün öğrencilerimin, olağanüstü davranış değişikliği yaşadıklarını gözlemledim. Konya’nın sınırında, üç nolu gecekondu önleme bölgesi, Bosna Hersek Mahallesinde, çoğu sosyal, ekonomik, kültürel sorunlar yumağı içinde yaşayan ailelerin çocuklarıydı bizim çocuklarımız. Hepsinin ya kira ya kooperatif borçları vardı. Aile bütçelerinden onların eğitimine yeterince pay ayrılamadığı gibi, ihtiyaç duydukları ilgiyi de göremiyorlardı. Bir kısmı parçalanmış ya da parçalanmakla yüzyüze olan ailelerin çocukları olarak kimi anne şefkatinden, kimi baba sevgisinden mahrumdu. Öykülerinin dokusundan da bu havayı koklarsınız… Bu Kitap onların aile içi ilişkilerinde sıcak bir tebessüme de vesile olacaktır.
Bir okul müdürü olarak beni en çok heyecanlandıran bir başka konu; öğrencilerim adına yayımladığımız bu kitaptan elde edilecek gelirin tamamı, telif ücreti olarak yine onların hesabına pay edilecek olmasıdır. Fakat “Karların İlk Aşkı” bir yardım kampanyası mantığıyla yayımlanan ve yardım olsun diye satın alınacak bir kitap değildir. Bu tür değerlendirmelerden derin üzüntü duyarım. Bu kitapta, büyük küçük herkesin okuyabileceği ve ders çıkartabileceği nitelikte öyküler vardır. İddia ediyorum; bu öyküler Türkçe ders kitaplarına girecek çapta öykülerdir. Yıllardır başaramadığımız Türkçe yazma, kendini ifade etme becerisini nasıl kazanacağımızı ve kazandıracağımızı bu çalışma esnasında öğrendim. Okul şu an bir seferberlik halinde; kitaplar okunuyor, öyküler, denemeler yazılıyor. İkinci bir kitap çiçeği burnunda okuyucunun ilgisini bekliyor sabırsızlıkla.
Değerlendirme yazılarıyla bizi onurlandıran değerli Valimiz Ahmet Kayhan’a ve İl Milli Eğitim Müdürümüz Mehmet Özer’e, bu eserin hazırlanmasında emeği geçen başta Ahmet Çapar, Serdar Akdeniz ve Zeynep İlknur Eryiğit ve diğer öğretmen arkadaşlarıma, yayımda bize deneyimlerini ve yardımlarını esirgemeyen yayımcı Hacı Ali Küçükakın’a, çalışmalar esnasında Okulda bizim her türlü kahrımızı çeken müdür yardımcıları arkadaşlarıma, şehrin bütün çocuklarından kendini sorumlu tutan, kitap ve çocuk dostu olduğunu bildiğimiz Hasan Aslan’a, değerli öykü yazarı Abdullah Harmancı’ya, bizi cesaretlendirdikleri için en derin şükranlarımı arz ederim.
Her birini edebiyat dahisi saydığım öğrencilerimin gözlerinden öper, önlerinde saygıyla eğilirim.
Mustafa ARICI
Eski Okul Müdürü
|
YAZARLAR |
| Mustafa ARICI |
Lütfi İNCE |
| Ahmet ÇAPAR |
Abdullah TÜRKBEN |
| Serdar AKDENİZ |
Zeynep CANKURT |
| M. Duygu YALÇINKAYA |
E. Ülkü GÜVEN |
| Tuba AYDIN |
Nimet DEMİRCİ |
| Saadet KARAKUŞ |
F. Zehra GÜLLÜ |
| Özlem Betül KARAÇAY |
Ahmet Eren GÜR |
| Büşra DİNÇ |
Ömercan AVCI |
| Mehmet CURA |
Diclegül ARICI |
| Müberra PARAKAZAN |
Zarife CEYHAN |
| Hasibe AYDIN |
Muharrem KESKİN |
| Demet KALKAN |
Tuba ŞENTÜRK |
| Fatma AKKUBAK |
Sevgi DURAN |
| Mehtap GÖNENÇ |
Tuba ETYEMEZ |
| Ömer DEĞER |
Müge GÜÇLÜ |
| Şeyma BUDAN |
Atiye KAYNAK |
| Lütfiye KORKMAZ |
Dudu ÇİFÇİ |
| Fatma ALICI |
Oğuzhan ÖZTURAN |
| Tuba DEMİR |
Betül BAYRAM |
|  |
 |
 |
 |
|